31 Aralık 2012 Pazartesi

hayatımın aşkı

evet beyler yanlış okumadınız başlığı. hayatımın aşkı, bi tanecik sevgilim benim.. onu çok seviyorum piçler içimde bi şeyler pıt pıt ediyor aklıma geldikçe. hiç aklımdan çıkmadığını tahmin edersiniz ki bütün gün pıtır pıtır gezdim ortalıkta pancar motoru gibi. bütün gün diyorum çünkü ilişkimiz o kadar taze ki.. hemen sizlerle paylaşma ihtiyacı hissettim. içim içime sığmıyor çünkü illa ki birilerine anlatmam gerek. sizden başka da kimsem yok ki piçler

her şey bu gün başladı. öğle tatilinde bi şeyler yemek için ofisten çıkmıştım. her gün yediğimiz tavuk dönerden baydığım için daha farklı tatların arayışındaydım; tabi 5 lirayı geçmemek kaydıyla. çarşının sonunda ekmek arası ciğer kavurma satan seyyar bi eleman vardı. bildiğiniz gibi seyyar pilavcı, kokoreççi vs. ilk tercihimdir hep. mc donalds'mış burger king'miş hiç gitmem öyle kapitalizm kalelerine. o sırada ayaklarımın dibinde yerde sürünerek ilerleyen dilenciyi fark ettim. adamın belden aşağısı yoktu. kaykay gibi bir şeyin üzerine oturtulmuş, ellerine giydiği terliklerle yerden destek alarak ilerliyordu. "açım, allah rızası için para.." diyordu. bir dilenciyle göz göze gelme hatasında bulunduysanız para vermeniz ya da bir açıklama yapmanız gerekir. o yüzden insanlar bunlara bakmadan yoklarmış gibi geçip giderler. bir anlık boş bulunma, tereddüt anı sizi bitirir. "ben de açım kardeş bak ucuz yiyecek için eşşek kadar yol yürüyorum yok yani olsa veririz yok.. anladın?"

caddenin sonuna doğru yaklaşırken karşıdan beni keserek gelen hatunu fark ettim. başkasına bakıyor heralde diye düşündüm. hayır, gözlerimin içine bakarak bana doğru geliyordu. paniğe kapıldım hemen elim ayağıma dolaştı. kız zaten tam bir afet-i devran idi piçler. şöyle bi silkindim dedim "osman kendine gel, dik dur ve kaderinle yüzleş". kız önümde durdu o muhteşem gülümsemesiyle "merhaba" dedi.


"merhaba"
böyle şeyler sadece filmlerde olmuyormuş demek ki beyler, nihayet kafasına koyduğunu yapan dobra bir kız karşıma dikilip bana merhaba diyordu işte. yırrtın oğlum, işte bu kız senin hayatını kurtarıcak. seni o lanet bilgisayarının başından, küf kokan odandan ve asosyal hayatından söküp alıcak ve aşk filmlerindeki gibi öyle el ele tutup koşmalı, bisiklete binmeli, uçurtma uçurmalı şeyler yaşayacaksın sen de sonunda. hayatının aşkını buldun nihayet!

"merhaba, orda mısın?" kızın kolumdan hafifçe sarsmasıyla düşüncelerden sıyrılıp dünyaya geri döndüm. ağzımın köşesinden "burdayım, meraba" diyebildim. "eheh peki öyleyse" dedi sonra bi başladı naber? nasılsın? okuyo musun? nerelisin? böylece 1-2dk muhabbet ettik. allahım o kadar tatlı, o kadar güzeldi ki aklımı aldı beyler aklımı. götümün kapağı kaydı tabiri caizse. o da beni beğenmiş olmalı diye düşündüm yoksa ne bu samimiyet? havadan sudan soruları bitince elindeki dergileri gösterdi. "engelli çocuklar için yardım topluyoruz bir tanesini de sen alır mısın?" dedi. almam mı sultanım dedim içimden "alırım tabi, engelleri birlikte aşmalıyız, sen düşünmezsen ben düşünmezsem nice olur halleri. ne kadar dergi?". 5-10 tl, ne verirsen dedi. elimi hemen cüzdana attım. ne kadar bonkör olduğumu kanıtlamalıydım aşkıma. bi 50lik çıkardım jilet gibi, "bu olur mu?" dedim piç piç gülümseyerek. "olur tabi çok iyisin" dedi aşkım gözlerinin içi gülerek. işte o an her şeye değerdi piçler. "sağol sen de çok iyi birine benziyorsun" dedim. aşkım tekrar teşekkür ederek yanımdan ayrılmak için döndü. dedim içimden bu kadar mıydı yani? bu muydu amına koyiyim? o AN arka fonu 50 tl olan bir film şeridi üzerinde bin farklı olasılık geçti kafamdan. şak diye tuttum kızı kolundan çevirdim. kalbim küt küt atıyordu domuz gibi kesik kesik soluyordum piçler. kızın kaşları yay gibi gerildi açıklama bekliyordu. "nereye?" dedim. "bi starbucks bi mc donalds'a gitseydik, bişeyler yer, biraz sohbet ederdik."

"aaaa çok isterdim ama 5 tane daha dergi var bunları da satmam lazım" dedi. o an durup düşündüm beyler: aşk mı para mı ? aşk ulan! aşk be aşk! dedim . tamam dedim ben alıyorum hepsini .  ay cidimisiiiin dedi. "hiç olmadığım kadar" dedim, çıkardım 250 lirayı  beşine olur mu dedim. o an yine gördüm gözlerindeki parıltıyı.  olur dedi aldı parayı, dergileri verdi. iyi madem şurdan bi cafeye gidelim soğukta üşümeyelim dedim. aaaa olmaz dedi. "bana starbucks mcdonalds felaan demiştin" dedi. tamam gidelim dedim,  gidelim anasını satiyim. patronu arayıp  acil bi işim çıktığını, öğleden sonra gelmiceğimi bildirdim.




önce mc donalds'a gittik karnımızı doyurmaya. ben fiyatları görünce doydum zaten. en ucuz ne varsa ondan söyledim. sik kadar bi tavuk burger geldi. aşkımın da maşallah iştahı yerindeymiş iki tane big mac menü yedi üstüne de tatlı söyledi. sevgilim doğurgan bir anne olacak yesin dedim aşkitom benim beslensin güzelcene. mc donalds'tan çıkınca starbukcs'a girdik ben bi espresso söyledim sırf telaffuzu kulağa entel geliyo diye. tadı da zift gibiymiş ZATEN amk.  sevgilim de iki tane kapuçino içti. kem küm muhabbet etmeye çalışırken bunun telefonu çaldı. acilen çıkmam lazım dedi. tamam dedim görüşürüz, numaranı vermicek misin? hattım yeni olduğundan numara aklımda değil canım. sen ver numaranı ben yolda çaldırırım dedi. alelacele çıktı gitti. ben de hesabı istedim 27 tl tutmuş oha naptınız siz diyemedim tabi paşa paşa son paramı da oraya verdim. 


"otobüs kartımda tek geçişlik kredi kalmıştı."

otobüs kartımda tek geçişlik kredi kalmıştı. ama benim çift vasıta kullanmam gerekiyordu. neyse dedim spor yapmış olurum. ilk otobüsün yolunu yürüyerek katettim yaklaşık 2 saat sürdü. ordan da diğer otobüse binip evin yolunu tuttum. nasıl da acıkmışım amk evden nefis kokular geliyordu. baktım ev arkadaşım kendine pide söylemiş. buyur moruk gel beraber yiyelim dedi ama yok dedim sen ye afiyet olsun, ben yiyip de geldim zaten. ama ne yalan söyleyim içim gitti piçler. kaşarlı kuşbaşı pide boru mu? ayın sonuna kadar meteliksizdim şimdi. aferin osman dedim iki hafta yetçek paranı bi günde yedin. yarın ne bok yieceksin peki? bulunur bi yolu sıkma canını.. arkadaşından borç istersin, patrona da biraz yalaklanırsın bi süre idare ederler seni işte. hem ne de olsa aşkım var artık. o  her şeye değer diye düşünerekten oturdum bilgisayarımın başına. telefonu da masanın üzerine bıraktım ve aramasını bekliyorum şu an. o kadar mutluyum ki anlatamam piçler. mutluluktan ölebilirim.




7 Aralık 2012 Cuma

osman istanbul'da

selam piçler,

yaklaşık iki haftadır istanbul'da orospu karı gibi sürtüyorum. e tabi yazmaya vakit olmuyo haliyle. siz sabırla beklerken maskeli abiniz tabiri caizse her taşın altına baktı, her götü elledi, çok sağlam malzeme topladı. bunları derleyip yazması kaldı bi tek. onu da izmir'e dönünce halledicez inşallah. bi süre daha sıkın büzüğü geliyorum piçler. 

ge-li-yo-rum!

çekme ananı bacını sikiyim çekme. o'kkarıyın amuğak'koyuyum çekme