siyah orkide


bu gün hemen her cumartesi olduğu gibi bizim hanzolarla 'eğlenmeye' çıktık. zaten genelde adres bellidir, yüzde yetmiş alsancak, yüzde otuz küçük park. eğlenmeyi de sistematiğe oturttuysan kendinden kork amk. al başını ellerinin arasına, nasıl bir deney faresine, nasıl işe yaramaz bir göte dönüştüğünü düşün. benim eğlenme olayının amacı zaten bellidir: kafayı sıyırmamak için yalnız kalmamaya çalışırım. zaten eğlenme dediğime bakmayın benimkinin adına sosyalleşme çabası denilebilir ancak. yalnız kalmaktan ölesiye korkarım ben. ne zaman yalnız kalsam benim o gözüm, benim o şirret gözüm içeriye dönüverir. kendi içimi görürüm. benim içim ne kadar harap, ne kadar iğrençtir bir bilseniz. benim içim vebalıdır. eğer siz de görebilseniz, size de bulaşır anında. içimde kan gövdeyi götürmektedir. lağım fareleri cirit atar orda burda. vöcür vöcür kaynaşır, kemirecek bir şeyler ararlar. hiç de aç kalmazlar. her yer yarım kalmış tasarıların, yanıp gitmiş hayallerin enkazlarıyla doludur. tam anlamıyla bir hayaller kerhanesidir benim içim. işte bu gün de bu manzarayla baş başa kalmamak için çıktım. çıkmak zorundaydım.

bizim hanzolar tutturdular illa bostanlı'ya gidelim bostanlı'ya gidelim. iyi dedim gidelim amk sik var ya bostanlı'da. değişiklik olur götlük yapma dediler tamam dedim. hem evime de yakın taksi parasından yırtarım amk dedim. neyse efendim gittik sonuç olarak.

bunların tanıdığı bir herif varmış, onun mekanına gittik. herife aitmiş mekan. dedim ulan nerden tanıyonuz bu dallamayı? adam tam bir pavarotti azizim. sakal bıyık o biçim. saçları da at kuyruğu yapmış. beyaz gömlek, pantolon askısı falan, boynunda boynunda fular. şekil kasmış kasmasına da, suratına sıçmazsın bile o derece. adını  bile unuttuğum bi filmdeki pezevenk karakterinin tıpkısının aynısıydı adam. dravdan bi telaş içinde masaları gezip memnuniyet kontrolü çekiyordu. nihayet bizim masaya da geldi. ehm diye boğazını temizledi. 


"ne sipariş ettiniz beyler?"

ne sipariş ettiniz beyler? diye sordu. mekan bunun ya illa soracak göt. biz de menüde bulabildiğimiz en adi ve en ucuz şarabı istemiştik. dedik aha bunu aldık. herif baktı baktı listeye aynen şöyle dedi : "beyler yalnız o adi şeyi içeceğinize burda gayet ucuz (95lira) ve vintage şeyler var onlardan alın bence o içtiğiniz nedir allasen?" bizim hanzolarla şöyle bi bakıştık, kimsenin niyeti yok "vintage şeyler" falan içmeye fiyattan dolayı. yok aga dedim adama; dandik mandik getir sen bunu içicez biz.


neyse geldi bizim siktiriboktan şarap, ki 23liraya satılıyor bakkalda aynısı. burda 50 lira. gel gelelim garsonun triplerine.. sanırsın bin yıllık özel üretim bağ şarabı getirdi. bir de tatmam için koydu şarabı. bu arada garsondan da ayarı yedik "bence daha iyi bir şey alabilirdiniz xxx bey in de dediği gibi, isterseniz geri götüreyim" ulan amın oğlu, sana mı düştü ucuz şarabımızın tasası diyemedim tabii. onun yerine tadını herkesin bildiği bu boktan şeyi tadıp, daha doğrusu lök diye mideme döküp aynen şöyle dedim "mmm bu benzersiz lezzete asla hayır diyemiyorum. doldur!" adam ruh hastası olup olmadığımı anlamak için uzun uzun baktı suratıma. olduğumu anlayınca ses etmeden doldurdu şarabı.

millet uzun ince doğranmış hıyardı havuçtu takılıyor, biz katıksız içiyoruz şarabı. bizimkiler ufaktan baymaya başladı tabi. sigara yaktı birisi, anında garsondan ayarı yedi. dışarı çıkmamız lazımmış. millet çıktı ben piç gibi arkadan yetiştim. meğer sigara içmeye çıkmanın da raconu varmış. kadehini kapan sigaraya çıkmıştı. benim kadeh masada kaldı tabi. sikerim şarap çanağını dedim zaten bayılmıyorum ayak aromalı çürük turşu suyu içmeye. maksat muhabbet olsun işte. hava da serinlemiş tabi biz içerdeyken. üstümde yaka bağır açık ince bi gömlek var hafiften üşüyorum tabi. sigarayı körükledim bi an önce bitsin diye.

o sırada bi hatun gözüme çarptı. sarışın, bi deri bi kemik bir hatun. götünün sınırında bir etekle upuzun çizmeler giymiş. kendi çevresince seksi olarak algılandığınan ve kendini öyle sandığından eminim. her boktan sıkılmış, her şeyi yaşamış ve tüketmiş gibiydi.



aklıma bir zamanlar benim olan bir kadın geldi. o etek giyemezdi. topuklu ayakkabı da. ayağında bir problem vardı. (annesi küçükken çay mı dökmüştü öyle bi sik tam hatırlayamadım sebebini ama sol ayağından diz kapağına kadar yanık izi vardı) saçlarını böyle profesyonel bir edayla yana atmayı beceremezdi. sigarasını kendi yakardı. bu kaşar gibi gözlerini süzerek sigarayı ağzına koyup başını hafifçe uzatarak on ayrı çakmak sunulmasını beklemezdi. kazağının kollarını böyle çekiştirip ellerinin üzerine kadar indirmez ve böyle bacak bacak üstüne atmazdı. o kameralara oynamazdı. beceremezdi ki. onun becerdiği tek bir şey vardı o da bendim. hayatımı itina ile, tabiri caizse nakış gibi dokuyarak sikmişti. geçmişin tadı içtiğimiz ucuz şaraptan çok daha beterdi. zehir gibiydi.

işte o an nefret ettim o sarışın orospudan. onu alıp ortadan ikiye bölmek istedim. klas parfümünün aksine içi lağım gibi, kerhane gibi kokardı herhalde. içine girip çıkan her boydan çeşit çeşit düzinelerce yarraktan sonra... tanımadığım insanlardan nefret etme huyumdan vazgeçsem sanıyorum ki artık hiç bir şey hissetmezdim.

neyse efendim, az önce benim yaptığım gibi önümüze gelene yapıştırırız hemen orospu diye. hiç merak ettiniz mi orospu gerçekte neye denir? neye denicek amk para (ya da bi bedel) karşılığı kendini becerttirene denir. bu durumda arabanız, tekneniz, sosyal statünüz ya da bazen sadece giysilerinizin markası için sizinle takılan veya evlenmeye çalışan kıza da orospu denmez mi? para için becerttirmenin evlenerek veya evlenmeden olması orospuluk durumunda neden değişime yol açıyor ki? 

orospuluk dünyanın en eski mesleğidir piçler. her kadının içinde de farklı dozlarda bulunur. vakti zamanında bi orospu tanımıştım, çiçek yerdi kendisi. ona ömrü boyunca hiçbi erkek çiçek almamış. o da çiçek buldu mu yerdi. çiçek almak onu tatmin etmezdi, çiçekleri vazoya koymak onu tatmin etmezdi, çiçekleri koklamak onu tatmin etmezdi. o da yiyordu. sigaradan leke leke olmuş düşleriyle en güzel çiçekleri öğütüyor, eziyor ve pis kokulu midesine indiriyordu. bunu öğrendikten sonra ilk ziyaretimde ona bir orkide götürdüm. onu yedi ve öldü. zehirlenmişti. pahalı çiçek ağır gelmişti bünyesine. bok böceğini bokun içinden alıp gülün içinde yaşamaya zorlarsanız oracıkta ölür. zavallı orospular...

bu arada, orkideye hiç dikkat ettiniz mi?  vajinaya (amcığa) benziyor. bunu herkes biliyor artık. hatta malum kadın pedinin marka ismi de ordan geliyor büyük ihtimal.

gördüğünüz gibi benzerlik ayan beyan ortada.

ya bizimki neye benziyor? ben söyleyeyim hemen: yarrağa benziyor. yarraklarımız yarrağa benziyor. hunharca sikmek için gelmişiz dünyaya. birbirinden güzel orkideleri sikip soldurmak için. salepin orkideden yapıldığını biliyor muydunuz? hani şu içerken "bu ne lan içine mi attırıyolar bunun?" muhabbeti yapılan sıcak kış içeceği.  salepin o yapış yapış koyu kıvamı atmıktan çok vajinal sıvıya benziyor. vajina güzel şeyler salgılıyor olabilir kendi başına. ama ne zaman onun içine daldırsak uzvumuzu, orkideler soluyor, çirkinleşiyor ve iğrenç şeyler çıkıyor içinden. kıçına şaplak atınca anıran iğrenç et parçaları.. neden yapıyoruz bunu bilmem. durmadan çıkıyor o yaratıklar. 

ben bunları düşünürken baya bi dalıp gitmişim tabi. kendime geldiğimde fark ettim ki şarap diye içtiğimiz iğrenç sıvı bitmiş, siktir olup gitme vakti çoktan gelmişti. bizim hanzolarla kaş göz yapıp kalktık. kapıdan çıkarken yine o sarışın hatunu gördüm. corvette marka bi arabaya biniyordu. arabanın şöför mahalinde orta yaşlı, kanca burunlu kel bi herif vardı. ilyas salman'a benziyordu. ama yüz hatları garibanlıkla değil, bolluk öküzü olmanın görgüsüzlüğüyle sivrilmişti. sarışın binerken biraz oyalanınca kel dalyarak anında azarladı bunu kart sesiyle. kadınlar kendilerini üç kuruş için satıyorlar. sonra da karşı cinsten saygı bekliyorlar. dışardan saygı beklemenin ilk kuralı, kendine saygı duymaktır. bu barzo birazdan onu kendi evine götürecek. orasında burasında siğiller çıkmış kapkara sikini kızın vücudunun içine saplayacak; büyük ihtimal anal seks isteyecek. hayır cevabını aldığında zorla sahip olacak istediğine. mini tecavüzler gecesinde çığlık, gözyaşı ve bok başrolleri oynayacak, orkideler solup kararacak yine... şu mekanda takılıp şu arabaya binmek için çok ağır bir bedel bana sorarsan. bir gece daha kahpe insanlarla yüz yüze gelip iğrenerek sırtımı dönüyorum. soluğu köşe başındaki seyyar pilavcıda alıyoruz. hijyenden yoksun pilavı kaşıklarken huzuru yeniden yakalıyorum. kıssadan hisse: ait olmadığınız yerlerde bla bla...










Yorumlar

  1. ait olmadığınız yerlerden siktir olup gidin

    YanıtlaSil
  2. pilavcı zülkif31 Ekim 2012 15:01

    insanlık çoktan kaybetti panpa

    YanıtlaSil
  3. @adsız cümlemi bitirdiğin için teşekkür ederim güzel kardeşim.

    YanıtlaSil
  4. adam ruh hastası olup olmadığımı anlamak için uzun uzun baktı suratıma. olduğumu anlayınca ses etmeden doldurdu şarabı. asljlsjkkskjla çk ii be

    YanıtlaSil
  5. Yazını okuduktan sonra iki saksı orkide aldım bütün gün otuzbir çekiyorum.

    YanıtlaSil
  6. hocu çok iyi yazıyorsun sana özeniyorum vallahi yanlız bu yazıların telifini neyin al bak biri senden evvel yayın evine götürüp bastırırsa çok dövünürsün :))))benden söylemesi

    YanıtlaSil
  7. @sikertenkele teşekkür ederim. yazılarımı istediğiniz yerde istediğiniz yazar adı altında istediğiniz miktarda bastırabilirsiniz.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

ölümsüz

shift+del

ıspanak soğuk yenen bir yemektir