16 Eylül 2012 Pazar

diablo - bölüm I. b


nam-ı diğer "amcık ağızlı" abdurrahman
cehennem sayısız çağlar boyunca üçlü otorite egemenliği altında yönetilmiştir; dilaver, bayram ve mustafa kardeşler tarafından. bunların astları olan abdurrahman, bilal, durmuş ve ataniye de çüksüz kötüler (lesser evils) olarak kendi görevlerini harfiyen yerine getirmektedirler amma lakin ki, içlerinde yönetmeye olan açlık alevi sürekli yanmaktatır. özellikle abdurrahman yıllardır dilaver'i devirme planları yapmaktadır. ama bu tek başına üstesinden gelemiceği kadar ağır bir hamledir. o yüzden kardeşinden, yalanların lordu bilal'den yardım ister. kendisi cehennemin başına geçtiğinde bilal de onun sol taşşağı olacaktır. ve ikisinin hükmü dillere destan olacaktır plana göre. bilal abisinin büyüklüğünü kabul edip kaderine razı olmuş görünür. ne de olsa yalan söylemenin üstadıdır. günü geldiği zaman abisini de devirip kendi saltanatını sürebilecektir. ne de olsa abdurrahman'ı devirmek üçlü otoriteyi devirmekten çok daha kolay bir lokmadır. diğer çüksüz şeytanlara gelince, onlar çok daha azına ihanet etmişlerdir. olası bir isyanda abdurrahman'ı desteklemeye söz verirler. şeytanın verdiği söze güvenmek şahsen bana komik gelse de, yeni yönetim geldiğinde ayrıcalıkları olacaklarına inandıkları için ufak bir güven kırıntısı yaratabilir.  kağıt üstünde plan işleyecek gibi görünmektedir. abdurrahman son olarak taktiği gözden geçirir ve start tuşuna basar. ilk hamle bilal'in öngördüğü gibi, doğru zamanı kollamaktır.

yalançı bilal

iblislerin en yaşlı ve en güçlüleri olan üçlü otorite, ışığın savaşçıları karşısında sayısız zaferler kazanmıştır. ama getirdikleri yıkımı cennet'e asla taşıyamamışlardır. yine de melekler tarafından korkulan acımasız efendilerdir. tarihçilere göre - ki o ben oluyorum - karanlık sürgün; fosforlu cevriye'nin nephalem'ları (insanları) cehenneme getirip dilaver'e sunmasıyla başlar. çünkü, kardeşler ölümlülerin muazzam gücünü farkedip güçlerini bu konu üstünde yoğunlaştıracaklardır. cennetle olan savaşlarında mutlak zaferin anahtarının ölümlü ruhlar olduğunu anlamışlardır. işte bu da tam bilal'in beklediği fırsattır. kendilerinden sırt çevirildiği ve ölümlülere ayrıcalıklar tanındığı yalanı için için yanmaya başlar iblisler arasında. bilal'in sabırla ektiği tohumlar meyve vermeye başlamıştır. artık yapacağı tek şey arkasına yaslanıp kaosun tadını çıkarmaktır. abdurrahman cehennemin en geniş salonunda iblisleri toplar ve onları ihanete teşvik eder. artık liderliğini açıkça ortaya koymaktan çekinmez. cehennemin yedi katında ve büyük salonlarında kardeşler'e sadık olanlarla hainler arasında büyük ve kanlı çarpışmalar olur. dilaver, bayram ve mustafa bizzat kendileri de yiğitçe savaşırlar ama ne var ki sonunda yorgun düşerler. zayıflamış ve bedensiz bir şekilde utanç içinde cehennem'den ölümlülerin dünyası sığınak'a sürülürler. abdurrahman cehennemin yedinci katında zafer tebriklerini kabul ederken gürültülü kahkahalar atar. yoldaşlarına verdiği vaatleri çoktan unutmuştur. 

***

dünya'ya sürülen kardeşler birbirlerinden ayrı bölgelere düşerler. ilk amaçları bölgeyi tanımaktır. bir süre bedensiz şekilde takılırlar. zamanla buldukları zayıf bedenleri kullanarak korkunç karanlık efendi görünümlerine geri dönerler. üçü de elverişli buldukları bölgelere yerleşerek insanların şehvet ve açgözlülüklerinden beslenirler. kendi önlerinde diz çökmeyenlere kan kusturarak yayılmaktadırlar. kimileri korkudan kimileri güce olan ihtirastan, kimileri de üstün iradeye karşı gelememekten dolayı onlara katılırlar.

ilk yazıda tayyar'ın dünyayı keşfettiğini ve ara ara devriye atmak için geldiğini söylemiştik. tayyar dünyaya olan bir sonraki ziyaretinde dünyada olağanüstü bir durum olduğunu fark eder. yürüttüğü soruşturma sonrasında baş iblislerin dünyaya indiğini anlar. "hemen melek konseyi'ne uçup rapor vermeliyim" diye düşünür. düşünür ama son konsey toplantısında ibrahim'le papaz olduklarını hatırlar. "ibrahim baş iblislerin dünyaya indiğini duyarsa götümden kan alır" der zira ibrahim hem dost hem düşman arasında atarlı ibrahim diye bilinir . gazabı tayyar'ı bile korkutacak kadar şiddetlidir. tayyar bu küçük sırrı kendisine saklamaya karar verir. bu boku kendi çabalarıyla temizleyecektir.

son melek konseyi toplantısından flashback bir görüntü

***

devam edecek...

1 yorum:

  1. ekle ibnekral@hotmail.com23 Eylül 2012 21:00

    dante görse ağlardı panpa...muhtemelen şimdi de göremediği için atarlı ibrahimin önünde ağlıyordur

    YanıtlaSil