diablo - bölüm I. a

günah savaşları

allah cennet ve cehennemi dengeli bi şekilde yarattıktan sonra dünyevi işlerden elini eteğini çekmiştir. cennet sakinleri olan melekler dirlik düzen içinde yaşarken cehennem'deki mına koduğum iblisleri de siklerinin keyfine kaos ortamında takılmaktadırlar. zaman içinde birbirlerinden haberdar olan bu 2 boyut amansız bir sidik yarışı içine girecektir. klasik iyi/kötü savaşı işte. bu savaşlar başlamazdan evvel cennet ve cehennemin yönetim kadrosuna şöyle bir göz atıyoruz:

cehennem:

1- dilaver             (diablo)
2- bayram            (baal)
3- mustafa            (mephisto)
4- abdurrahman    (azmodan)
5- bilal                 (belial)
6- durmuş             (duriel)
7- ataniye            (andariel)

yukarıdaki liste taşşaklıdan taşaksıza doğru hiyerarşik bir düzendedir. dilaver, bayram ve mustafa cehennem'i yöneten baş iblisler (prime evils) olmakla birlikte kardeştir bu ipneler. diğerleri de çüksüz iblisler (lesser evils) olarak emir komuta zincirinde yer alırlar. tabi sürekli bi çekişme vardır bunların arasında.

buraya kadar herşeyi anladıysak devam ediyorum. anlamayan tekrar okuyuversin kısa zaten. anlamadan devam ederseniz bi anlamı olmaz eşşek gibi 10-20 sayfa yazıcam çünkü.

cennet'in yönetim kadrosu da şu şekildedir:

ibrahim    (imperius)  kahramanlık başmeleği
tayyar      (tyrael)      adalet başmeleği
aynur       (auriel)      umut başmeleği
idris         (itherael)   kader başmeleği
maksut    (malthael) bilgelik başmeleği

aga çok isim var nasıl aklımızda tutçaz demeyin hikaye zaten bikaç karakterin etrafında dönüyo. diğerleri genel anlamda figüran. her bi sik tayyar'ın başının altından çıkıyo zaten. neyse fazla dağıtmadan devam ediyoruz hikayemize.

tayyar
iblislerle melekler birbirlerinden haberdar olduktan sonra prensipte anlaşamamışlar ve ilk çatışmalar başlamıştır. zaten yaratılışta birbirinin tam zıttı olan bu iki ırkın kapışmasından daha doğal ne olabilirdi sevgili okurlar. çatışmalar büyük ve uzun süreli bir savaşa dönüşmüş, cennet ve cehennem orduları amansızca kapışmışlardı. iki tarafta da kahramanlar yiğitlikler göstermiş ama kurban olduğum allah öyle bir denge koymuş ki kimse kimseye üstün gelememiştir. taraflar savaştan yorulunca kendi boyutlarına çekilmiş ve bilek gücüyle değil zekayla ilerleme kaydetmek için ar-ge çalışmalarına başlamışlardır. yine de savaşın tam olarak bittiği söylenemez çünkü inceden inceye sürekli devam etmiştir. durum böyle olunca iki tarafta da ayrılıkçılar türemiştir. isyanını açıktan dile getiren ilk babayiğit cebrail'lerin sülo'dur. sülo, kendisi gibi bu anlamsız sidik yarışı olan günah savaşlarından bıkmış olduğunu düşündüğü diğer melekleri köşkünün salonunda toplar ve onları haklı bir isyana sürükleyecek türden konuşma yapar. "gardaşlarım, şu siktiğimin 3 günlük dünyasında neden kardeş kardeşi kırıyor? allah bizleri nurdan onları ateşten yarattı diye mi bunca çekişme? sorarım size, binlerce yıldır savaştık da ne oldu götümüz arşa mı değdi? 2 dakka huzur verin amına koyiyim ya..  açacağınız başlığı sikeyim ben gidiyorum!" der ve salonu terk eder. hayatlarında aptal, salaktan başka pis laf duymamış olan meleklerin dibi düşer tabi bu tarz bi isyan görünce. "cebraillerin sülo adamın dibiymiş aga" diyip  sülo'nun peşine takılırlar. artık cehennemin dibine kadar (gerçek anlamda) izleyeceklerdir sülo'yu.

cehennem tarafında da durum farklı değildir. sonuçsuz ve amaçsız savaştan sıkılan iblisler; cehennemin 7. katında söz sahibi olan alevli cevriye'nin gazına gelirler. sülo'nun çektiği restin benzerini çekerekten cehennem çukurlarını sessizce terk ederler. sıkı casusları sayesinde el altından karşılıklı mektuplaşarak sülo'yla görüşme talebinde bulunurlar. sülo ilk başta teklife sıcak bakmaz. nedeni ise iblis dölüne güvenmemesidir. sülon'nun ağabeyinin kayınçosu "abi hani şeytanlarla melekler aynı bokun lacivertiydi?" diye bir soru yöneltir. sülonun aklı başına gelir ve görüşme talebine olumlu karşılık verir. zira kaçış için iki taraf da sike sike birbirine muhtaçtır. sülo ve ekibiyle tarafsız bölge ilan edilen arafistan'da buluşurlar.

cebraillerin sülo alevli cevriye'yi görür görmez aşık olur. iblis de olsa vahşi bir zerafeti ve güzelliği vardır cevriye'nin. iki kuyruk sallayıp iyice aklını alır sülo'nun. uzun görüşmeler sonucunda ayrılıkçılar kendi kafalarına göre takılabilcekleri bir dünya yaratma görüşünde birleşirler. yaratılacak yeni boyut için bir tür çekirdek olan dünyataşı'nı çalarlar ve sığınak (sanctuary) adını verdikleri yeni bir dünya yaratıp oraya yerleşirler. bir süre kendi istedikleri gibi yaşayıp barış içinde takılırlar. orada iblislerle melekler çiftleşir ve çoğalırlar. onların dölleri olan ilk insanlara nephalem denir. eh, zaten bizim dünyamızda da olduğu gibi; şeytani ve ilahi özelliklerin kesişim kümesi insandan başkası olamazdı. her neyse, nephalem'lar hibrid ırk oldukları için dengesiz şekilde güçlüdürler. "kontrolsüz güç, güç değildir" mottosuyla harekete geçen alevli cevriye'nin içinde tekrar cehennem'e dönme ateşi yanmıştır. nephalem'ları da meleklere olan savaşta kullanarak meleklerin kökünü kurutacaktır. tam bir cinsini siktiğim cinsine çeker vakasıdır bu. cevriye, toplayabildiği kadar adamı alıp tekrar cehenneme döner ve savaşlar tekrardan başlar. ilk başta planı başarılı gibi gözükse de sonradan işler boka saracaktır. neden mi? adaletin kılıcı tayyar dünyataşı'nın çalındığını farketmiştir. 

tayyar başlattığı takip sonucunda sığınak boyutunu keşfeder. insan ırkıyla tanışan tayyar bu yeni türden çok etkilenir. yazık ki ayrılıkçıların elinde piyon olmuştur bu babayiğitler. tayyar acilen melek konseyi'ne uçar ve gördüklerini bülbül gibi öter. savaşçı melek ibrahim bu durumdan hiç hoşlanmaz. sığınak boyutu'nun yok edilmesi için oylama başlatır. kendisi ve bilgelik meleği maksut evet oyu verirken umut meleği aynur ve kader meleği idris hayır diyecektir. onlar kaderin çizdiği yolda herşeyin bir sebebi olduğunu savunurlar. oylar ikiye iki berabera kalınca gözler tayyar'a döner. tayyar yüzyıllarca sürecek olan yıkım, gözyaşı ve diğer tüm hüzün verici olaylara sebebiyet veren kararını verir. sığınak dünyası ve insanlık yok edilmeyecektir. kaderine de terk edilmeyecektir. tayyar sorumluluğu üzerine alarak (bi de almasaydın amk) köşesine çekilir. ibrahim'le tayyar o gün papaz olurlar. içlerinde kafası en az çalışıp sesi en çok çıkan olmasına rağmen ibo bile başlarına örülen çorabın farkındadır...

ibrahim






Yorumlar

  1. sen ölmemişmiydin aq

    YanıtlaSil
  2. ilginç bir konu seçmişsin bu sefer panpa bu oyunu nerden edinebiliriz

    YanıtlaSil
  3. devamı ne zaman panpa

    YanıtlaSil
  4. bir sikim anladıysam orospuçocuğuyum

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

ölümsüz

shift+del

ıspanak soğuk yenen bir yemektir