1 Mayıs 2012 Salı

insanlık


iş çıkışı, alsancak... köpek gibi açım. ama önce arabayı koyduğum yerden almam lazımdı. beleş diye limanın otoparkına bırakıyordum arabayı. geç saate kaldı mı sorun oluyordu o yüzden. neyse efendim arabaya bindim ama eve gitmek istemiyordu canım. şöyle güzel bi restoranda bi ziyafet çekeyim kendime dedim. o kadar açtım ki parayı falan görmüyordu gözüm. ışıklardan sağa dönüp sahil yoluna çıktım. piyasa yapmaya gelen orospu çocukları mini cooperlarıyla yolu tıkamıştı. sermayenin çocuğu mirasyedi pezevenkler diye geçirdim içimden. baba parasıyla havanız kime? dura kalka ağır ağır ilerlerken dilencinin biri önüme geçti. hay sikeyim dedim bi sen eksiktin. koltuk değneğinden destek alarak cama yanaştı. "abi be.. bi su alır mısın?" dedi. arkadan onlarca korna küfredercesine çalıyordu dilenci için.


bi yolu tıkayan zengin piçlerine bi de hayata 10-0 yenik başlayan bu adama baktım. temiz yüzlü bi gençti. "alırım kardeş" dedim, ama yolun ortasında durma sağ tarafa geç. sağ tarafın camını açtım, arabanın bozuk para kabında ne varsa verdim. "allah razı olsun abi" dedi. ve koltuk değneğinden destek alarak gitti. bu sefer kornalar acımasızca bana çalmaya başladı. "ulan sizin vicdanınızı sikeyim ben insanlıktan nasibini almamış orospuçocukları" diye bağırdım camı açıp. sonra da iyice adamları tilt etmek için indim arabadan. sucu adama yetiştim. "kardeş, karnın açtır senin; ben de açım. gel seninle bi yemek yiyelim" dedim. tereddüt eder gibi oldu. "hadi hadi açız olm eheh hadi gel uzatma" dedim. girdim koluna arabaya kadar götürüp bindiridm. kıyafetleri eski ama temizdi. kokmuyordu. şaşkın gözlerle baktı bana. 

aldım bunu güzel bi kebapçıya götürdüm. "donat masayı garson" dedim. bin türlü meze, iskenderler, beytiler, pirzolalar, köfteler duble duble akıyordu masaya. "çekinme abisi, ye" dedim. ürkek bi tavırla uzandı hayatında hiç tatmadığı yiyeceklere. ben de kolları sıvayıp giriştim sofraya. eleman da açıldı sonradan. hayvan gibi yiyorduk. bi ara yerken elemana baktım. gözlerinin içini görseniz nasıl da parlıyordu sevinçten. işte insanlık bu dedim. öyle mini cooper'larla piyasa yapmakla olmuyo o işler mınısiktimin alsancak conconları... ulan keşke bütün dünya, bütün herkes böyle olsa. keşke bütün insanların gözlerinde bu sevincin ve sevginin parıltısı olsa... 

sonra bu keyifle yemeğini yerken ben müsade alıp tuvalete kalktım. zamazingoyu çıkarıp 2 sorti işedim. donumu toplarken kafamda şimşekler çaktı. cüzdanımı evde unutmuştum! 


***


tuvaletin penceresinden atlayıp arabama binerekten uzaklaştım. ayağımı gaz pedalından hiç çekmeden vardım eve. insanlığını da sikerler, gözünün parlayan bebeğini de. 

"insanlığını da sikerler, gözünün parlayan bebeğini de. "