5 Kasım 2011 Cumartesi

96. saat - bölüm II



(hikayenin ilk bölümünü okumayanlar bu linke bastılar. siz de hikayeyi piç etmek istemiyorsanız içeri buyrun:
 http://maskelimanyak.blogspot.com/2011/10/96-saat-bolum-i.html )

ofiste işim bitmişti ama eve gitmek istemiyordum. evde uyuma riski vardı hem de yalnız kalmak daha keyifliydi. ofis sessiz sakin, sıcak ve rahattı. tek şikayetim dayanılmaz baş ve göz ağrılarıydı. sanırım baş ağrısının sebebi de göz ağrısıydı. 70 küsür saattir dinlenmeden çalışmıştı gözlerim. pc başından nadiren kalktığım da göz önüne alınırsa adeta anası sikilmişti gözlerimin. uyuyakalırım korkusuyla 5-10dk bile olsa göz dinlendirme yapmamıştım. cayır cayır yanıyordu gözler. göz altı torbalarım çuvallarım kafam kadar şişmiş, gözlerim kanlanıp yuvalarından fırlamıştı. mümkün olduğunca aynalardan uzak durmaya çalışıyordum. geleceği gösteren kahinlerin küreleri olur ya hani moruk; aynı hesap, aynaya bakınca 20 sene sonraki halimi görüyordum. bu bitkin görüntüm zaten harap olmuş psikolojik durumumu da daha beter bozuyordu. hem fiziken hem ruhen fazla yıpranmıştım; acilen dinlenmem gerekliydi. buraya kadarmış dedim. sikerim ben yatmaya gidiyorum. ofisi kilitleyip çıktım.

her akşam işten eve dönerken mutlaka internet kafeci hüseyin abi'nin yanına uğrardım. çay, sigara, 5-10dk taşak muhabbeti bitkin bünyeme iyi gelirdi eve girmeden. günlük sosyalleşme ihtiyacımı da bu şekilde görüyordum. hüseyin abi beni gördüğü gibi "olm bu hal ne lan" dedi. abi dedim işler çok yoğun 3 gündür de uyumadım. iyi beslendiğim de söylenemez. "yürü hemen çorbacıya gidiyoruz" dedi. arabasına atladık meşhur çorbacı ali baba'da birer kase karışık çorba içtik. kendime iyi bakmam konusunda iyi niyetli zırvaları dinledikten sonra uyumak üzere evime bırakıldım. 

apartmanımızın girişi uzun karanlık bir koridordu. ışığı da ayda 130 lira aidat ödememize rağmen hep bozuktu. el yordamıyla ya da telefon ışığıyla geçerdik o koridoru. kapıyı açıp içeri girerken bişey yanımdan hızla geçip karanlığın içinde kayboldu. kedidir kedi dedim içimden. arka balkona mama bıraktığımız için kediler apartmanımızın içini dışını mesken edinmişti. telefonumun fenerini açıp yolumu buldum. alt kattaki yönetici bunak karı gelişimi gözler gibi çıktı hemen ininden, yeni ayın aidatını istedi. normalde ustalıkla geçiştirebilecekken o an o enerjiyi kendimde bulamadım; cebimdeki bütün parayı çıkarıp verdim. yeter ki o lanet çenesi kapansın da 2dk huzur versindi amk. paracıklarını alıp siktirip gitti. ben de evime girip üstümü başımı değiştirmeden kendimi yatağın üstüne bıraktım. yatağa çarptığım gibi irkilerek uyandım. yatağa değmeden havada uyumuş olmalıydım!!! oha dedim kendi kendime.

kalkıp üstümü başımı değiştirdim. lavaboya gidip hayvanın evladı gibi yüzümü yıkadım, enseme su çarptım. soğuk bir duş ta iyi gelebilirdi aslında ama kışın ortasında buz gibi suyla duş alsaydım geberirdim heralde. zaten uyumak için aşırı bi isteğim yoktu. aç kalan bi insanın açlık hissi nasıl belli bir noktadan sonra kırılıyorsa uykusuzlukta da aynı durum söz konusuydu. beni uyuma fikrine iten şey saece bedenimin gösterdiği tepkilerdi. bir de sabaha kadar ne yapacaktım amk? pc başında geçiremezdim gözlerimin durumunu biliyorsunuz. panpaları toplayıp takılmak da istemiyordum. kitap mitap okusam 3. sayfada uykum gelirdi. ne yapmalıydım 3 gün uykusuzluğa dayanmışken artık pes edilmez  allahım bi işaret ver nolur derken telefon çaldı. ananıskymm zamanlama cuk oturmuştu. arayan kişi kimmiş diye baktım arayan: ALLAH yazıyordu. çığlık atarak elimden düşürdüm telefonu. hasiktir hassiktir hassikttirrrr! odada deli gibi dönüyordum. allah arıyo lan allah! allah!!! telefonu şimdi açsan bi türlü açmasan bi türlü... allah meşgule atılmaz lan. görmedim duymadım da diyemezsin. telefonu düşürdüğüm yerden alıp tekrar baktım, arayan: hüseyin abi yazıyordu busefer. herhalde harap olmuş gözlerimin bir oyunuydu yine. yes'e basıp korka korka "efendim?" dedim. arayan hüseyin abi'ydi. kafeye gece müşterisi alacaktı, başlarında durur musun diye sordu. (durmaz mıyım amk durmaz mıyım... uyku muyku hak getire zaten o şoktan sonra) belediyenin koyduğu kurala göre dükkanlar saat 12de kapanırdı. hüseyin abi nakte sıkıştığı zaman gececi tayfa diye tabir ettiğimiz piçleri alır, başlarına asayişi sağlamak üzere beni kor, dükkanı üstümüze kilitleyip giderdi. gece 12den sabah 8e kadar içerde multiplayer oyun dönerdi (call of duty, warcraft vs.). gececi tayfanın alayı bizim ortamın çocuğuydu zaten. eğlenceli bir gece olacaktı. şimdi tek sorun gözlerimdi. atkımı çıkarıp gözlerime doladım.


"..tek sorun gözlerimdi. atkımı çıkarıp gözlerime doladım."
çalar saati 23:30'a kurup yanıma koydum. kendim de bağdaş kurup yerdeki minderlere oturdum. saat çalana kadar 3 saat boyunca hareketsiz oturdum, hayatımı gözden geçirdim. dünyadan bağımsız geçirilen bir 180 dakika insana kendi hayatının analizini yapabilmesi için yeterli bir süreydi. bir çoğumuz bunu yapmadığımız için şu an hayatımızdan memnun değiliz. sahip olamadıklarımız ya da başkalarının sahip olduklarına odaklanmaktan yaşamın özünü ıskalıyoruz. sahip olduklarımızın bir gün bize sahip olacağını hatırlamalıyız piçler. her neyse, bana sosyal mesaj verdirtmeyin lan. ben analiz sonuçlarını incelerken çalar saat anırmaya başladı. zaman geldi dedim. giyinip çıktım.

kafede sabah 8'e kadar LAN'dan (local area network) call of partisi döndü. hüseyin abi dükkanı açıp bizi azat edince aynı grup hülya pastanesi'ne kahvaltıya gittik. oyun hakkında hararetli kritikler yapıldı, boş mideler dolduruldu. pastaneciyle yaşanan meşhur konuşma da o sabah gerçekleşmişti:

-buyrun gençler.
- abi ben 2 peynirli, bu arkadaş 2 zeytinli, bu ikisi kaşarlı, şu arkada duran mal da 2 sosisli. ayrıca biz komple gerizekalıyız.
- ..?
- (grup halinde) ahahahahah

gececi piçler kahvaltıdan sonra sıcak yataklarına yönelirken benim saat 9'da iş başı yapmak için yarım saatim vardı. eve gidip üste başa çeki düzen vermem gerekiyordu. çayımdan son fırtı çekip bi sigara yakıp kalktım. caddenin kenarında bir devekuşu duruyordu. bildiğin deve kuşu amk. bildiğim kadarıyla bu bölgede devekuşu çiftliği ya da hayvanat bahçesi yoktu. hayırdır inşallah dedim işe geç kalıyordum fazla düşünecek zamanım yoktu. deve kuşu beni görünce hareketlendi. her nasılsa evimin yolunu biliyor gibiydi. o önde ben arkada eve kadar geldik. "abi sen eve geç tipine bi ayar çek ben burdayım." der gibi apartman kapısının yanında durdu. koşa koşa içeriye girdim. banyoda acil durumlar için bir kova su bulunurdu her zaman. kovaya kafamı sokup nefesim bitene kadar bekledim. kendime geldikten sonra saçları kurutup yeni temiz elbiselerimden giydim. çıkmadan önce aynaya baktım.. keşke yeni bir surat da giyebilseydim. 

çantamı alıp karanlık koridorun önünde durdum. evde kalıp uykuya teslim olma isteği arzuya dönüşmüştü adeta. çünkü bir adım daha atarsam artık geri dönüşü yoktu. o deve kuşu dışarda beni bekliyor muydu? ya da bugün beni ne gibi abukluklar bekliyordu? bugün delilikle yüzleşip onu yenmeliydim. çünkü o an farkında olmasam da bu sabah saat 8'de 96. saati geride bırakmıştım.

hayatımı gözden geçirdiğimde elde ettiğim sonuç neydi? hiç bir şey. kaybedecek ne bir ailem vardı ne karım ne evim arabam malım mülküm... bi sikim yoktu. bu güne kadar hayatı hep yaşadığım ana odaklanarak geçirmiştim. geçmiş geride kalmıştı; gelecek belirsizdi. demek ki yaşamın özü ana odaklanmaktı.

apartmanın koridorunu hızlı adımlarla geçip tünelin ucundaki ışığa yaklaştım. bu ışık bir kurtuluş, bir aydınlanmaydı ya da beni ezip parçalara ayıracak olan trenin farları...


bu ışık bir kurtuluş, bir aydınlanmaydı ya da beni ezip parçalara ayıracak olan trenin farları...


*** 
devam edecek




18 yorum:

  1. devamı yok mu piç

    YanıtlaSil
  2. neyin kafasındasın bro?

    YanıtlaSil
  3. merak uyandırıyor cümlelerin, hiç sıkılmadım okurken çok akıcıydı. bence iyi bir konu bul kurgu yap ve roman yaz, kalemini sevdim.

    YanıtlaSil
  4. busefer güldürmedi.. ama meraklandırdı piç

    YanıtlaSil
  5. x hanım yok mu bu bölümde
    beyler :(

    YanıtlaSil
  6. ccc gececi tayfa was here ccc

    YanıtlaSil
  7. çok iyi gidiyorsun kardeşim 3.de sıçıp sıvamazsın inş.

    YanıtlaSil
  8. umarım yazmaktan soğumazsın kardeşim. zira çok seviyorum hikayelerini.

    YanıtlaSil
  9. yazmaktan soğursa bulur gebertirim bu piçi. yazacaksın lan! güzel oluyo okuması yaz sen.

    YanıtlaSil
  10. killahakangozlukleri8 Kasım 2011 03:17

    panpa daha sık yaz lan. seviyorum yazılarını. umut sarıkayayı andırıyo hatta biraz ama kendine özgün tarzın da var. devamını bekliyoz

    YanıtlaSil
  11. devamı nerde piç giriyom giriyom yazmamışsın :(

    YanıtlaSil
  12. killahakangozlukleri14 Kasım 2011 01:03

    aynen lan. kaç gündür bekliyom panpa. yaz artık la

    YanıtlaSil
  13. ölcem meraktan hadi yazzzz

    YanıtlaSil
  14. kanka taşşak mı geçiyon bizimle ölcem meraktan delirdin mi ne bok yedin anlatsana artık

    YanıtlaSil
  15. enemis 2 peynirli on dı vey

    YanıtlaSil
  16. ooo 2 peynirliden biri gelmiş :D

    YanıtlaSil
  17. 2 zeytinli ziker

    YanıtlaSil