96. saat - bölüm I

iki gündür uyumamıştım. hazır iki günü uykusuz geçirmişken iki gün daha katlanırım diye düşündüm. bunun iki sebebi vardı. birincisi, uykusuzluk kafasıydı.

her türlü kafa yapıcı maddeyi denemiş, bu konuda ihtisas yapmış birisi olarak söylüyorum; hiçbir uyuşturucu maddenin verdiği kafa uykusuzluk kafasıyla bir değildir. neden mi? sağlık açısından ele alırsak; vücuda giren zararlı bir madde, kimyasal yok tamamen temiz hem de ekonomik. bedava amk daha ne olsun. keşlerin 2.5 liralık köpek öldüren şaraplarda ya da ot-bok tarzı soluma yoluyla alınan maddelerde aradığı kafanın katbekat fazlasını yaşatır ama çoğu kimse bunu bilmez. bilse de dayanamaz sızar kalırlar biyerlerde. şimdi bunları okurken içinden hassiktir ordan diyenler olmuştur muhtemelen. inanmayan denesin moruk. daha önce bahsettiğim gibi, denemesi bedava. 96+ saat ayık kalabilcek götünüz varsa tabi.

ikinci sebebe gelince, nerde okudum ya da duydum kesinlikle hatırlamıyorum, uykusuzlukta 96 saati aştıktan sonra halüsinasyonların başladığına dair bi bilgi edinmiştim. ooo süper hadi 4 gün uyumayalım da alis harikalar diyarı modlarına girelim diye gaza gelmeyin hemen. o edindiğim bilginin devamında uyarı niteliğinde bir ibare vardı: dikkat! kalıcı mental (cahil piçler için açıklıyorum, mental zihinsel demek bu azcık kitap okuyun ibneler) hasarlara yol açabilir. bu uyarı ilk görüşte sağduyumun verdiği göt korkusuyla "sakınnn deneme delirirsin!" diye beynimin içinde 220 desibel şiddetinde bağırdı. itiraf edeyim, donuma kadar titremiştim. tam vazgeçmek üzereyken zihnimde albert einstein belirdi. "nerden biliyon yarram ölçtün mü?" diye sordu ve devam etti "ayrıca 140 desibelden sonrasını duyamazsın zaten." haklısın aynştayn ama korkuyorum ya sokaklarda leş gibi dolaşan, önüne gelene sikini gösteren bişey olursam ilerde? "bak koçum, sağduyu kişinin 18 yaş civarına kadar edinmiş olduğu önyargıların toplamıdır. hadi siktir git şimdi". evet, zihnimde olayı çözmüştüm. adam aynştayn bi kere. yaşama dair ettiği lafların genelinde -bana göre- yanılsa da fizik konusunda hata yapmasına olanak yoktur heralde diye düşündüm. ayrıca önyargıları kırmalıydık atomu parçalamaktan zor olsa bile. zor olanı seçip kalan iki günü de uykusuz geçirmeye karar verdim. bıraktığı hasar ne olursa olsun hayatımın en sıra dışı deneyimi olacaktı belki de... 


***

bir reklam ajansında grafikerlik yapıyordum o sıralar. işten kalan zamanı da okulda, çok azını da evde geçiriyordum. patronum dul bi bayandı. iş hayatı yüzünden kocasından ayrılmış falan. yeri geldikçe ben bu işi yapmak için ailemi dağıttım derdi. mna koyiim sanki benim için dağıttın. obaaa dul karı lan yeaahh! diye salyaları akıtmayın hemen piçler sevabına bile sikilmezdi o karı amk. kese kağıdı esprisi yapmayın döverim. karı ara ara rahatsız edici biçimde yavşıyodu ama hiç yüz vermedim. o düşündüğünüz pis ihtimalleri aklıma bile getirmedim abaza piçler. zaten ben o sıralar aptal aşık modundaydım. her neyse moruk, detayları atlıyorum; işler kötüydü. ofisteyken işten güçten kıçımı kaşıcak vaktim yoktu. götümde ayı bağırıyodu tabiri caizse. ama her ne hikmetse işler kötüydü. patronun uçan kuşa, börtüye böceğe borcu vardı.  tahmin ettiğiniz gibi maaşı da bi türlü alamıyoduk. para yüzünden allahın günü çatlak karıyla ağız dalaşına giriyoduk ama bi şekilde ödeme gününü önümüzdeki tarihlere ertelemeyi beceriyodu. bir gün nasıl olsa para gelicek diye elimiz mahkum  çalışıyorduk. 

o gün yine ofisteydim. uykusuzluk deneyimde 3. günümdeydim. ufak tefek belirtiler başlamıştı. görüş alanıma böcekler takılıyordu. birkaç saniye takip ettikten sonra yok oluyolardı. sanırım bu gözlerin yorgunluğuyla ilgili bi durumdu. her ne idiyse rahatsız edici olmaya başlamıştı. ama nasl söylesem, tatlı bir rahatsızlıktı bu. bir de kafamı biyerden başka bi yere çevirdiğimde gözüme gelen görüntü windows penceresi şeklinde açılarak geliyordu. bunu tam olarak tasvir edemem sanırım. bu noktada bilge okurların anlayışına sığınıyorum. evet, ilk belirtiler bunlardı. bunların  dışında dalgınlık, rahatlık, dobra konuşma ağzına geleni söyleme, yürüyüşte yalpalama, paldır küldür hareketler, irkilmeler ve aşırı tepkiler şeklinde fiziksel değişiklikler de göze çarpıyordu 

neyse efendim, masamda harıl harıl çalışıyorum bi çoğunuzun bildiği bir firmanın kurumsal kimlik işleriyle uğraşıyordum. ıvır zıvırları bitmiş, sıra kataloğa gelmişti ve acilen basılıp yeni şubenin açılışına yetiştirilmesi gerekiyordu. oldukça titiz çalışma ve dikkat gerektiren bir işti. benim durumumdaki birinin bu tasarımı yaptığını düşünürsek hatalar yüzünden baskıdan 5 kez geri dönücek olması normaldi hehehe. 10.000 kopya basıldıktan sonra bile 1-2 tane küçük ama ölümcül hata vardı. çok da sikimdeydi...

çok uzattım amk her neyse bu işle uğraşırken kapı çaldı. normalde kapıya bakan kimseler o gün yoklardı. yemek, temizlik vs işleriyle uğraşan kadın maaşı ödenmediği için önceki hafta işi bırakmıştı. pazarlamacı piçlerden de kimse yoktu. zil 5-10 kere çaldıktan sonra kapı yumruklanmaya başladı. eeeh dedim paldır küldür kapıyı açtım, karşımda takım elbiseli iki adam "x hanım burada mı?" diye sordular. 


"x hanım burada mı?"
"evet, odasında.. buyrun" dedim. adamlar hışımla içeriye girdiler kapıyı mapıyı çalmadan x hanım'ın odasına daldılar. alacaklı olmalılar diye düşünüp masama geçtim. 2dk geçmedi patronun odasından bi takım arbede sesleri geldi bişeyler döküldü saçıldı. gidip müdahale etsem mi yoksa bırakayım allahından mı bulsa diye düşünerekten kapıya doğru yaklaştım. arbede sesleri kesilmiş, yerini inleme sesleri almıştı. hassiktir dedim karıyı boğuyolar.

ofisin anahtarının bi kopyası vardı bende. dış kapıyı dışardan kilitleyip polisi aramak aklıma yıldırım gibi düştü. bu tip olaylarda soğuk kanlıyımdır. uykusuzluğun verdiği rahatlığı da düşünürsek yaptığım plan gayet iyiydi. 4. kattaydık, polis geldiğinde katilleri kıskıvrak yakalayacaktı. cebimden telefonu çıkardım ama ortalığı ayağa kaldırmadan önce iyice emin olmak istedim. duvarın kenarından görebilceğim kadar kafamı uzatıp buzlu camdan belli olan figürleri dehşet içinde izledim. ergenliğinde şifreli cine5 yayını izleyen her piç gibi görüntü ayıklama konusunda ben de uzmandım. ve gördüğüm şey şuydu: karıyı masanın üstüne yatırmışlar moruk, 2 kişi amınadan götünden her tarafından sikiyolardı. patronumun bu iş anlayışına göre ailesini dağıtması son derece normalmiş diye düşünüp güldüm. mutfağa gidip kendime zift gibi bi kahve hazırladım ve sigaramı yakıp işime devam ettim. adamlar işlerini bitirip aynı hızda çıkıp gittiler. nedense bu olay üstünde hiç durmadım. şimdi düşününce çıkış yolu bulamıyorum. adamların alacağı vardı da uyarı sikişi mi yaptılar? tecavüz olmadığından %100 eminim çünkü kadın halinden son derece memnundu. uzun zamandır bi erkeği olmadığı hal ve hareketlerinden belliydi. gazeteye "beni ilk beceren 2 talihliye 5000tl" diye ilan mı verdi? adamların acelesi neydi? benim varlığım onları hiç rahatsız etmedi mi? bu sorular uzar gider ama malum yer sıkıntımız var. heyse moruk, x hanım odasından çıktı, saçı başı dağınık, mükemmelen rahatlamış bi şekilde katalog işini sormaya geldi. 

-ımmmh katalog ne halde osman?
-hazır x hanım. baskıya göndereyim mi?
-kontrol ettin mi iyice?
-ettim, sorun yok.
-okey hemen gönder. 
-okey hemen gönderiyorum.
-tabela tasarımı da bittiyse onu da tabelacıya gönder hemen yapsınlar. montajın en geç salı günü yapılması gerekiyo.
-(kısık seste) gördük az önce montajı içerde.
-efendim? 
-ehm...tabelacıya dün gönderdik zaten.
-hmm peki canım ben çıkıyorum işin bitince kilitleyip çıkarsın. baay
-olur.

***



devam edecek...






Yorumlar

  1. ahahahaha el-classico. elimiz sikimizde bekliyoruz devamını

    YanıtlaSil
  2. devamı nezaman maskeli reyiz

    YanıtlaSil
  3. x hanım'ın numarası var mı panpa

    YanıtlaSil
  4. cok guzelmis ama okumadim

    YanıtlaSil
  5. devamını yolla panpa

    YanıtlaSil
  6. ccc x hanım ccc

    YanıtlaSil
  7. devamı nerde piç

    YanıtlaSil
  8. şukuu şukuuu hadi şunu bitirde, şırıngaya orusuk çekme hikayesine geç helecanla bekliyom xD

    YanıtlaSil
  9. 3 aydır hergün girip kontrol ediyorum devamını yazsana piç

    YanıtlaSil
  10. ulan yazdım ya. hasta ruhlu pezevenk bunar ne:

    2. bölüm
    http://maskelimanyak.blogspot.com/2011/11/96-saat-bolum-ii.html

    3. bölüm
    http://maskelimanyak.blogspot.com/2011/11/96-saat-bolum-iii.html

    siktir git şimdi

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

ölümsüz

shift+del

ıspanak soğuk yenen bir yemektir